17 Şubat 2017 Cuma

taslak

taslak oluşturmak inanılmaz önemli bir şey. yeri geldiğinde ise inanılmazın ötesinde. aşırı unutkan biri olduğum söylenemez hatta hafızamın kuvvetli olduğu da konuşulur eş dost arasında. ancak iş yazmaya geldiği vakit yani yazmayı iş edindiğinde. taslak oluşturmak inanılmaz önemli bir şey haline geliyor. diyelim ki kaldırımda bekleyen birini gördün. ya da kaldırımda duran birini gördün. kaldırımda gördüğün herkesin birini beklediğini düşünme ön yanılgısı içerisine girdin. seni de oradan çıkaramadılar. sonra da gelip kaldırımda bekleyen birini gördüğünü iddia ettin. es kaza. şansına. sahiden de birini bekliyor olsun. kaldırımda gördüğün kişi. sen kaldırımda yürürken. adımlarını yavaşlattın biraz. bekleyen ve beklenenin karşılaşma anına şahit olmak için. belirli bir amaçla. kasten. yürüyebildiğin en yavaş şekilde yürüdün. bir taraftan fazla da  abartmayayım bu yavaşlama işini diye düşünerek. sonra insanlar bu neden yavaş yürüyor diye geçirmesin aklından. insanların aklından bile geçmeye tahammülünün kalmadığı bir günde. dikkat çekmeyecek ancak tahminden yüksek olasılığa ilerleyen bir karşılaşma anına da şahit olma ihtimalini artırmaya çalışarak. yürümeye devam ettin diyelim. bunlar biraz varsayım. biraz da başka şeyler. ve sonsuz tane biraz bir araya gelse bir tüm etmez. tam. bütün. bunlar elde edilebilir şeyler değil zaten. sen ulaşamazsın.


neyse. en az üç paragraf yazmak için uydurulmuş ve hiçbir şey anlatmayan bir giriş paragrafı daha okudunuz az önce. kusuruma bakmayın. sayılabilir bir iş yapıyorsam tek sayıda bırakma yahut tek sayı kadar yapma taraftarıyım. kahvaltıda zeytin çekirdeklerini dahi sayar. teke tamamlarım. bunun da konuyla herhangi bir alakası yok. ancak taslak önemli. temel meselemiz bu. ve bundan uzaklaşmamaya gayret ederek. devam ediyorum. adımlarını yavaşlattın. tam da istediğin kıvamda yürüyorsun. bu yaşa geldiğin halde kafandan ilk kez şu ayrım geçiyor. yahu bekleyen ile beklenenin karşılaşmasını birbirini hiç beklemeyen iki kişinin rast gelmesinden ayıran şeyler nelerdir. saati ve yeri belirli olan bir karşılaşma ile sadece denk düşmek üzerine kurulu bir karşılaşma. ister istemez birbirinden ayrılmalı. bu ayrımın sınırları çizilmeli. sınırların üzerinden bastırarak gitme metodu ile bu sınırlar belirginleştirilmeli. sonra da karşına bir karşılaşma çıktığında rahatlıkla hangi tarafta olduğunu tespit edebilmelisin. bunlar hep ileriye yatırım. ama bir gayrimenkul değil. değerlenmez. değerlendirilemez. ölçüsü. tartısı. kantarı.terazisi. birimi. trampa kıymeti. yok. işte bu. ölü yatırım da değil. sermayeni bile kurtaramazsın. bu bir ölü doğmuş yatırım. mutlak butlan diyen de var. böyle bir şeyin hiç oluşmadığından bahisle. bu yatırımı yok sayma durumu. ben var sayıyorum. kime ne.

hem başlangıçta. hem sonuçta. hem de başlangıç ile sonuç arasındaki her noktada insan olduğundan. buradaki değişkenler hesaplanamaz. yani bu iki karşılaşmadaki farklılığı ortaya koyabilmek için kontrollü deney yapmak lazım. bunun için de deneye tabii tutulan değişkenlerden bir tanesini farklılaştırarak diğerlerini sabit tutmak. değişkenler hesaplanamayacağından sınırlı bir alan içerisinde görece tutarlılığı sağlanmış bir düzenekte bir müddet uğraş verilerek kendimizce bir veri elde edebiliriz. fakat bu defa da binde bir olan sapma payını aşarak bilimsellikten uzaklaşırız. bu arada iki kişinin karşılaşmasını anlatmak bu kadar zor olmamalıydı. başlarken bunlar hiç aklımda yoktu. kısaca taslak önemli.

kendimce dikkat ettiğim. gözlemlediğim. göz önünde bulundurduğum ölçütleri anlatayım. ya da anlatmak değil de. ben buraya yazayım. birbirinden haberdar olan iki kişi için. benim göz önüne aldığım ölçütlerden ilki tabii ki başlangıcı. bu karşılaşma nerede başlıyor. görme mesafesine girdiğinde mi. seslendiğinde duyacak kadar yakınına geldiğinde mi. elini uzattığında dokunabilecek durumdaysan mı. bunlar kişilere göre farklılaşabilir. nihayetinde hayal edemeyeceğiniz gariplikte insanların yanı sıra hayal edemeyeceğiniz çeşitlilikte insan var. bu arada. gariplik ile çeşitliliğin de ayrımı yapılmalı ki kısaca her çeşitlilik gariplik değildir ancak her gariplik bir çeşitliliktir diyebiliriz. demeye de biliriz. bu tamamen bize kalmış bir şey. ne kadar da hürüz. ve sahiden bu karşılaşma nerede başlıyor. çevresel faktörler son derece önem arz etse de bence her insanın kendine has bir üslubu var. üslup zaten şahsa münhasırlık anlamı katarken bir de önüne kendine has koyarak kalıp oluşturan sonra da gelip benim dünyama bu kalıbı sokan insanlara teşekkür etmek için kısa bir mola. teşekkür ederim insanlar. evet. çevre koşullarını hiçe sayarak her zamanki karşılaşma başlangıcında ısrar eden insanlar gördüm. son derece kalabalık bir ortamda. hareket etmek için müsait bir alan olmadığı halde el sallayan gibi. burada da ikiden fazla şey akla gelebilir. ben iki tanesini yazayım. birincisi. neden son derece kalabalık bir ortamda buluşuyorsun. ikincisi el sallamak gibi bir alışkanlığı neden edindin. hadi edindin diyelim neden değiştirmiyorsun. sanırım üç oldu. çaktırmadan teke tamamladım.

ben bu yazıyı burada bırakayım. adı da taslak olsun. eksikliği de taslak olduğu kanısını güçlendirsin. isim vermekle kanı oluşturulamayacağı kanısındayım. ayrıca. anlamsızlığını üsluptan. saçmalığını bilimden. sıkkınlığını da imladan alsın.



4 yorum: