8 Şubat 2017 Çarşamba

chill

Üşümemek elde değil. Çok soğuk. Beklediğimden daha soğuk. Çocukluğumdan daha buz tutmuş her yer. Kendimden başlayarak değerlendirmek gerekirse. Daha kırağı her taraf. Bembeyaz. Ama soğuk. Üşüyorum. Umduğumdan daha fazla. Sanki havadan değil de beni ısıtan şeylerin azlığından. Isıtıcı yokluğundan. Yetersizliğinden. Mont ve atkıdan bahsetmiyorum burada. Eldiven ve bere de değil benim derdim. Botlarım da daha kaliteli çok şükür. Ancak heycanım yok. Adrenalinim düşük. Bazal metabolizmanın eşiğindeyim. Lizozomun yok ediciliğinden kaçınan üç beş hücrem ile hayatta kalma uğraşı veriyorum. Soğukta. Üşüyerek.


Gün geçtikte. Güneş batıya doğru seyretmeye devam ettikçe. Azalan şeyler artarak devam ediyor. Son derece göreceli olduğundan bahisle söylüyorum. Her şey azalıyor. Hızla artarak. En fazla da tepki. Bilinçli olanından. Bu diğerlerinden daha mühim. Daha dikkate değer. Daha hayati. Hatta medeni. Ve medeniyetin bir eşiği varsa eğer. Bu ancak bilinçle aşılabilir. Medeniyet kapısının anahtarı. Sindirimdeki su diyemem ama katalizör görevi gördüğü kesin. Benim gözümde. Kapıyı kırmaya çalışmak yerine anahtar üretmek daha akıl kârı. Daha insani. Daha bilmem ne işte.

Bir şey azalıyorsa başka bir şeyin de artması gerek bünyede. Yoksa insan yok olur. Yoksa varlık son bulur. Ya da anlamı kalmaz. İşte bilinç azaldıkça bilinçsizlik de artıyor. Ve bu cidden soğuk bir şey. Hasta eder adamı. Ayağını kaydırır. Sisli sokaklara mahkum eder. Tepkilerini kontrol edemez. Yolun sonunu göremez. İnsan. Doğru karar veremediğim her an için yeteri kadar bilinçli olmadığımı da kabul etmem gerek. Gereğinden fazla ya da az tepki verdiğimde. Ölçülülüğü sağlayamadığımda. Dengeyi tutturamadığımda. Bilinçsiz olma durumum kendini gösterir. Kendi doğrularım da buna dahil.

Yalıtımın artması gerek. Hem dışarıdaki soğuktan korunmak hem de içeride var olan ısıyı muhafaza etmek adına. Yalıtımın artması gerek. Zamanın peşinden koşarken ister istemez enerjisi azalıyor insanın. Isının da bir enerji olduğunu tam da burada belirtmem gerek. İçerdeki enerji azaldığında ise biraz daha yalıtım gerek. Üretemediğim bir şeyin en azından azalmasını sınırlandırabilmeliyim. Kaybı minimal düzeyde tutarak marjinal faydamı artırma yoluna gidebilmeliyim. Her kış daha soğuk olacak. Her çağ daha da buzula yaklaşacak. Kendinizi yalıtın. İhmal etmeyin. Birkaç kışı daha kendime bir şeyler eklemeden geçirebilirim sanmayın. Donduktan sonra çözülmek, donmaktan kaçınmaktan her vakit daha zor. Daha çetrefilli.

Yalıtım araçlarını burada tek tek sıralayacak değilim. Ki ne kadar yazarsam yazayım kelimelerin sadece sırası değişecek. Aynı şeyleri aynı kelimeler ile anlatmaktan geri duramayacağım. İşte bir örnek. Kelime dağarcığını artırmak bir yalıtım aracı. Bildiğin kelimeleri doğru kullanmak da başka bir tanesi. Subjektif olguları objektif doğrular haline getirmeyi de ekleyebilirim. Bakın işte. Sonu olmayan bir döngüye girmiş gibi. Zaten sonu olsaydı. Eğer. İnsanoğlu bir yerden sonra yazmayı ve anlatmayı bırakırdı belki de. Kime ne.

Kendimden örnek vermeye de korkar oldum. Daha çok çekinmek de diyebiliriz. Sonra psikolojik bir hastalık bulup. Sen hastasın diyorlar. Kimin ne dediği ile ilgilenmesem de ki burada kimin kim olduğu bir nebze de olsa önem arz ediyor. Ancak her icaba icabet edecek değilim. Şundan da bahsetmeliyim. Hepimiz hastayız. Teşhisimiz konulmamış. Genlerimizde kodlanmış. Ortaya çıkmak için uygun koşullara ulaşamamış genetik hastalarız. Belki de ölüyüz. Üç doktor bir araya gelip de rapor yazmamış. Ölümün tanımı yetersiz kalmış. Başımız sağ olsun. Nihayetinde burada kendimden bir örnek verecektim ama vazgeçtim. İcabında icaplar icbar eder. İcabında icabınıza icabet ederiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder